Kerem Bürsin GQ Türkiye Kasım Sayısına Kapak Oldu

Güneşi Beklerken dizisi ile yıldızı parlayan ve şimdilerde yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı "Unutursam Fısılta"  sinema filmi ile adından söz ettiren oyuncu Kerem Bürsin GQ Türkiye'nin Kasım sayısına kapak oldu. Müge Yorulmaz Güven objektifinde GQ Türkiye'nin Yılın Yükselen Yıldızları  kapağına smokin ile poz veren 27 yaşındaki oyuncunun  Zeynep Şeker ile gerçekleştirdiği röportajından öne çıkan başlıklar şöyle: 

Kendisi doğru yolda olduğuna inansa da, mühendis babası önce mırın kırın etmiş biricik oğlunun tiyatroyu meslek olarak seçmesine:
“Babam hep garanticidir, annemse daha esnektir kararlarımız konusunda. Nitekim benim bir yandan oyunculuk eğitimi almak için yanıp tutuşurken, bir yandan da pazarlamaya ilgi duyduğumu bilen annem meğer boş durmamış, benim için okul araştırmış. Araştırmaları onu Boston Emerson College’a yönlendirmiş. Burada çift anadal yapıp oyunculuğun yanı sıra pazarlama eğitimi de alabiliyorsun. Öyle bir okul ki film endüstrisiyle pazarlamayı sana iç içe sunuyor. Mesela benim bitirme projem 30 dakikalık bir filmdi, önce onu çektim; ardından diğer daldaki bitirme projem için o filmi pazarlamaya çalıştım. Okulun güzelliği orada yani. Çok fazla şey kattı bana.”
Okurken  Boston’da birkaç filmde figüranlık  kısa metrajlı yapımlarda rol alan Bürsin, okul bitince Los Angeles’a taşınmış ve garsonluk, ara sıra şoförlük, hatta tuvalet temizleyiciliği bile yapmış. Ailesinin bu noktada kendisine destek olup olmadığı sorulduğunda :
 “Aileme söylemedim ki. Bu işleri yaptığımı bilmediler, bana her ay düzenli para gönderdiler. Ama ben o parayı kullanmak yerine biriktirdim. Çünkü oyuncu olmak benim kararımdı ve sonuçlarına da yine ben katlanacaktım.”
O dönemlerini “Süründüğüm günler” diye anlatan Kerem Bürsin: 
“Zorluğu şundan kaynaklanıyordu: Yaşım 23-24’tü ve benim yaşımdaki herkes bir şekilde yolunu çizmişti. Oysa benim hâlâ belirsizliklerim vardı. Ne olacaktım? Tamam oyuncu olmak istiyordum ama daha ne kadar böyle gidecekti? Sürekli düşünüyordum. Ben şansın tek başına bir anlamı olduğuna inanmıyorum. Şans kapını çaldığında eğer sen de onu kullanmak için hazırsan bir anlamı var. Los Angeles’ta herkes oyuncu olmak için uğraşıyor. İnanılmaz bir rekabet var. Sokağa çık, kolunu salla, değdiğin üç kişiden biri oyuncu. Dolayısıyla orada şans faktörü ve elbette hazır olmak çok önemli.”
Türkiye'ye gelme kararı alması üzerine:
“Açık konuşayım, telaşlandım. Çünkü beklemeye tahammülüm yoktu. Kafamda hep şu soru vardı: Ben nasıl aile kuracağım, böyle figüranlıkla falan olmaz! Bir düğün için geldiğim İstanbul’da şans eseri Gaye Sökmen’le tanışınca burada şansımın daha yaver gideceğini düşündüm. Ama dönmemin tek ve esas nedeni bu değil. Amerika’dayken insanlar Türk olduğumu duyunca şaşırıyorlardı. Türk’üm ama Türkiye’de toplasan bir yıl bile kalmamışım. Bu kültürle büyümemişim, buranın havasını solumamışım. Biraz da bunun için geldim. Görmek, tanımak, yaşamak için.”
İnsanların Ona Karşı İlgisi Üzerine:
“Hâlâ tedirginliklerim var; bu piyasada, hele de şu günlerde ‘Ben oldum’ diyenlere gülüyorum. Her alanda sürekli yenilikler çıkıyor, bir şeylerin modası geçiyor. Her şeyi o kadar hızlı tüketiyoruz ki, insanların beni de bu kadar hızla tüketmeyecekleri ne malum? Belki de yarın kimse benimle çalışmak istemeyecek. İşte geçmişte sürünmek bunun için önemli. Attan inip eşeğe binmek benim bünyeme ters gelmez, kaldırırım. Sorun değil yani.”
 Röportajın tamamı ve çok daha fazlası GQ Türkiye Kasım: Men of the Year 2014 özel sayısında.

 

 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!