Köşe Yazısı: Yeni Nesil Üşengeçlik


Merhaba arkadaşlar bugün ki yazıma başlamadan önce bütün annelerimizin anneler günün kutlar ellerinden öperim.

Ülkemizde her çeşit insan her çeşit olay var. Bazılarımız çok rahat bazılarımız sert. Mesela dün bir adamın üzerine 100 km hızla bir araba geliyor adamın umurunda değil. Herkes adama araba çarpacak diye bağırıyorlar ama adam oralı bile değil. “Koşmam ben yaa” diye diye koca caddeyi sallana sallana geçti. Aynı havasıyla yoluna devam etti.


Bana göre ülkemizde ki en büyük dert ulaşım. O İstanbul trafiği yok mu? Allahhhhh!!! Otobüse binebilmek için ne mücadeleler veriyoruz. Otobüsün yaklaştığını gören halk sanki Kızılay bedava iPhone 5 dağıtıyor gibi saldırıyorlar. Şoför de inadına diğer kapıyı açmıyor. Cama yapışanlar, kapıda sıkışanlar her şey 1 dakika içinde olup bitiyor.

“oh be oturdum” diyorsun yaşlı bir teyze gelip gözünün içi ne bakıyor kalk diye. Mecbur kalkıyorsun. Teyze daha oturmadan o yeri kapmaya gelen başka bir teyze gelir. O da “neden bana vermedin görmüyor musun ben daha yaşlıyım” bakışı atar. Kısır döngü gibi her zaman aynı şey yaşanır. Otobüsteki en büyük sorunda bu. Bir diğeri ise minibüsler. Minibüse ilk tek başıma bindiğim zaman çok korkmuştum. Küfür ede ede inmiştim. Adam yokuş aşağıya 100 de gidiyor. Sanırsınız GTA oyununda polislerden kaçıyor. Bir elinde telefon diğer elinde tespih araba kullanıyor. Kimsede oralı değil. Adam bir yere çarpsa “neyse gelmiştik zaten” deyip yollarına devam edecekler o derece. Parayı uzatana kadar gitmek istediğin yere geliyorsun zaten. Boş yer varsa geçer oturursun ama arkalara geçtin mi bir başka sorunla karşılaşıyorsunuz. İnmek istediğini şoföre söylüyorsun adam duymuyor sonra ortaya şöyle bir diyalog çıkıyor.

“Müsait bir yerde inebilir miyim?”  Ses seda yok. “Müsait…….” sallanmaktan konuşamıyorsun bile. “Mü…müsait” artık dayanamayıp “İnebilir miyim?” diyorsun yüksek sesle. Şoförün verdiği cevap sinirinizi iki katına çıkarıyor. “Ablacım ne bağırıyorsun söylesene inmek isteğini.” demesiyle kafa göz dalmak istiyorsun. Ben psikopatım ya önüme gelene bağırıyorum. Sırf sıkıntıdan yanı başka bir nedeni yok!
Taksim
Böyle bir ülkede yaşıyorsa gerçekten de çok sabırlı insanlarızdır. Bütün bunları her gün yaşıyoruz. Her gün alnımızda ki o damar zonkluyor. Yapacak bir şey yok katlanacağız. Bir başka sabır örneği ise çişi geldiği halde tuvalete gitmeyen insanlardır. Zoru seven insanlardır. En çok sabır onlarda vardır. Sevelim ve koruyalım onları. Üşengeçlikten 1 gün aç kaldığımı hatırlıyorum. Mutfak sanki Beşiktaş’dan bebeğe gitmek kadar uzak geliyor bana. Varsın aç kalayım ama mutfağa gitmeyeyim. Sırf uykum kaçacak diye tuvalete gitmiyorum. Sabaha kadar yatağın içinde Rock’n Roll yapıyorum. O yatağın içine bir kere girdin mi çıkmak zor. Olmuyor deprem olsa belki bir ihtimal çıkarsın ama yok oluyor.

Üşengeçlik tüm bedenimi sarmış. Ne düşünebiliyorum ne hareket edebiliyorum. Öylece bütün gün durabilirim. Ne tuvalete gidiyim ne de yemek yiyeyim. Sadece uyuyayım. Hatta kış uykusuna yatayım ne güzel olur vallahi. Etraf karlarla kaplıyken uyuyorsun gözlerini bir açıyorsun dışarısı 40 derece.
İşte o zaman daha sakin bir insan olabilirim.
her ne olursa olsun bu ülkede yaşamak ayrıcalıktır. Türkiye de yaşadığım için çok mutluyum.
Bol yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz.

NOT: Lütfen siyasete dayanacak yorumlar yapmayın. Yazının siyasetle bir ilgisi yoktur.

                                                                                                                                 -Hülya Temiz
 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!