Köşe Yazısı: Sevdik Sevildik Bitti...


Zaman geçtikçe karşımızdaki kişileri daha iyi tanıyoruz ve tanıdıkça üzülüyoruz. Üzülüyoruz çünkü başından beri kendimizi kandırmışız. Bunca zaman boyunca onları iyi ve en yakın arkadaş olduklarını düşünmüşüzdür. Ama öyle bir an gelir ki düşündüğünüz veya onun için söylediğimiz her şeyi yutarız. Yalandan tutunda iki yüzlülüğe kadar her şeyi barındırmış arkadaşlığınız da. En çok koyan ise herkese onun gerçekte iyi biri olduğunu savunmuşuzdur. Konuya böyle tatsız başlamayı istemezdim ama hayatımızda en çok yaşadığımız darbelerden biri de arkadaşlarımız tarafından salak yerine konmak.
Sevgiliniz sizi aldatsa bu kadar canınız yanmaz. Hani hep sorulan bir soru vardır “sevgilin mi arkadaşların mı?” ben o soruya hep arkadaşlarım diyenlerdenim. Sokaktan geçen birine deseniz sevgilim olur musun? Önce bir durur sonra tekrar size bakar ciddi mi bu diye sonra oturur bir kahve çay hoop telefon numaraları derken bir bakmışsınız sevgilisiniz. Ama en yakın arkadaşta ki EN yakalamak çok zor. Herkesle arkadaş olabilirsiniz ama herkesle EN yakın arkadaş olamazsınız.

Ben neredeyse her yazımda arkadaşlıktan bahsediyorum. Bahsediyorum çünkü ben EN yakın arkadaşlarımı buldum ve başkalarının da bu hissi yaşaması gerektiği taraftarıyım. Kendinizi uçurumdan aşağıya bırakırken birilerinin kollarınızdan tutup sizi çekeceğini bilmek hissi kadar güzel ki kelimelere dökmek çok zor. Bir de bu arkadaşlığı kıskanan ve sürekli çamur atmak isteyenler vardır. Onlar ise bu duyguyu tatmadıkları için yapıyorlar bunları. Bazılarımız onlara gülüp geçse de bazılarımız artık kırılma noktasına geliyorlar. Bu zamana kadar kırdığım üzdüğüm ne kadar insan varsa hepsi hak etti, ben boş yere kırmam kimseyi. Buradan tekrar bunu belirtmek istiyorum. Hele ki bu arkadaşlığı zedelemeye çalışan bir erkekse orada bir duracaksın önce bir bakacaksın bu salak ne diyor diye sonra Allah ne verdiyse dalacaksın. Çünkü bir erkek boş yere iki kız arkadaşın arasına girmeye kalkmaz. İlla ki bir bokluk vardır. 

Bir yazarın bir yazısında bir çok güzel bir söz okumuştum. Hatırladığım kadarıyla şöyleydi; "insan sevdiklerini üzer asıl. Sevmediklerini neden üzsün ki? Ne işi var sevmedikleriyle?

İki kere okuyunca çok mantıklı geliyor ama sonra kafada şu soru işaretleri beliriyor;  “Lan gerizekalı madem seviyorsun neden mutlu etmek için uğraşmıyorsun?ne zorun var bizle? bende oluşan sorular bunlar.

Bir de bazı tipler vardır sevdiğini söyler ama sadece sana değil kopyala yapıştır olayıyla her kıza gider o mesaj. Biz de sazan gibi “aaaaaaayyy bak ne yazmış bak bak yakından bak” diye triplere gireriz. Çünkü o mesajların gerçek olmasını isteriz. Hayır yani siz yoksanız çikolata var, kahve var, müzik var ,kitaplar var , çiğköfte var.

Bu söylediklerim genel olarak yani şimdi herkes benim arkadaşım böyle değil benim sevgilim böyle değil diye savunmaya geçmesin. Elbette bu tiplerle karşılaşacağız. Şöyle bir gerçek var ki erkek hoşlandıktan sonra tanır, kadın tanıdıkça hoşlanır. Kızlar duyduklarına, erkekler gördüklerine aşık olurlar. Bu yüzden kadınlar makyaj yaparlar ve erkekler yalan söylerler. Aslında yazının kısaca özeti bu..

Biz kızlar karşımızdakinden ilgi bekleriz. Bunu erkekler de hemen çalıştırıyorlar beyinlerinin “kız tavlama” bölümünü. Kitapçılara gittiğinizde bir bakın “kızlar” “kız tavlama yöntemleri” “kadınlar ne sever?” gibi kitapların hepsinin yazarları erkektir. İlgi alanları bu çünkü. Bir çoğunun eline ütü versen uzay mekiği zanneder. Sosyal paylaşım sitelerin de erkekler “hayalimde ki kız ofsaytı bilmeli, geyikli tayt giymemeli,pes oynamasını bilmeli bilmiyorsa evlenmem” gibi bir çok konuşmalar geçiyor. ee sen ofsaytı bilen, pes oynayan kız istersen, kız da dolma saran, ütü yapan erkek ister. He şu konuya değinmişken söylemeden geçemeyeceğim. Geyikli tayt ve Ugg. Şimdi öncelikle bu yazıyı okuyan erkeklere sormak istiyorum
1. Geyikli tayt giyen kız senin neyin? Hiçbir şeyin. 
2. Ugg ne? Ayakkabı. Alın size manşetlik haber. Kızlarda ayakkabı giyebiliyor.
Madem bu kadar rahatsız oluyorsunuz o zaman bakmayın abi ellalemin kızının bacaklarına.Biz siz yazın slip ya da alevli mayolar giyince bu kadar laf ediyor muyuz? Madem herkesin her şeyi söylemeye hakkı var o zaman biz bunları söyleyince sizin de konuşmaya hakkınız yok!!!

Elif Şafak’ın bir sözü bu konuşmaya o kadar uyuyor ki sizinle paylaşmak istiyorum. “Bir adam ayrıldığı kızın arkasından 'zaten hiç sevmedim' diyorsa; cümlenin başındaki adam kelimesi için özür dilerim."

Asıl erkeklik bir kızdan ayrıldıktan sonra söylediklerine bakılarak belirlenir.erkeklerin genelinde bir düşünce var ben o düşüneceğe bir türlü anlam veremiyorum “ben bağlanamıyorum” gözünüz her kızda olursa bağlanamazsınız tabi. Onların soru da bağlanamamak değil onların sorunu hırsları. Her kızı elde etme isteği yüzünden milyonlarca insanın üzülme sebebi…

Hayır yani istersen tüm dünya da kızlarla çık bazıları 1 gün bazılarıyla 3 gün ne değişecek yine yalnız öleceksin. Etrafında bir çok enkaz….

O zaman ne olacak rahatlayacak mısınız? Allaha çok şükür ki hepsi böyle değil. Bazılarını alacaksın müzeye koyacaksın. Bulunması zor valla. Bir kere size sahip çıkar ne olursa olsun sırtınız yaslanacağınız biridir. Yolda yürürken biri size çarpsa ve siz o an ki dalgınlıkla bunu fark etmeseniz bile onlar fark eder. 

Onlardan hem çok iyi bir arkadaş hem de çok iyi sevgili olur. Siz onların yanın da ağlarken onlar sırf bizde onunla ağlamayalım diye bizim yanımızda ağlamazlar. Onların sorununu bu yüzden anlayamayız. İşte bu sırada da devreye arkadaşlığımız giriyor. eğer gerçekten değer verdiğimiz biriyse gülüyorsa bile bir derdinin olduğunu anlamamız gerekir. Arkadaşlıkta bunu gerektirir zaten…

Ben yazarken gerçekten rahatladım içimde tuttuğum her şeyi bir de sizinle paylaşmak istedim umarım beğenmişsinizdir. iyi kötü her türlü yorumunuzu yazmayı unutmayın. ayrıca hafta yazılmasını istediğiniz bir konu varsa onuda yorumlar kısmına yazın :)
–Hülya Temiz
 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!