Köşe Yazısı: Gülüyorsun, Mutlu Sanıyorlar!

                                                               
Her ağlayan mutsuz olduğu için ağlamadığı gibi her gülende mutlu olduğu için gülmüyor. Her ne kadar gülsek de dışarıya “her şey yolunda” mesajı versek de her şey yolunda değil işte.
Bizim yaptığımız sadece Oscar’lık oyunculuklar. Peki neden mi böyle?

Hayat çok acımasız diyelim. İstediğimiz şeyleri elde etmek yoruyor biraz. Yakamızdan tutup balkondan sallıyorlarmış gibi bir korku bir endişe sarıyor bedenimizi.
Ne kadar çabalasak da uğraşsak da hayaller kursak sanki bunlar için çabalarken çamura daha çok batıyormuş gibi oluyoruz.
Bazen bir hayalimiz gerçekleşmez,bütün hayallerimize küseriz.bizi biz yapan hayalleri yok ediyoruz.
 Hayır yani tek tek de gelmiyorlar ki. Hepsi bir anda geliyor ağır bir tokat atıp tekrar gidiyor “tamam geçti” diyoruz tam derin bir nefes verecekken arkadan bir darbe daha. Daha biz kafamızı sudan çıkardıktan hemen sonra bir dalga daha çarpıyor yüzümüze.  Aslında insanlar bizi hayal kırıklığına uğratmıyor biz çok yanlış kişiler üzerinden hayaller kuruyoruz. İşte ne oluyorsa o hayaller yüzünden oluyor. Bize “çocuksunuz ne derdiniz olabilir?” diyorlar ama anlamıyorlar ki çocuğuz belki sizin gözünüz ama bizde hala nefes alıyoruz ve bu dünya da yaşıyoruz. Herkes bizden iyi yerlere gelmemizi istiyorlar. Bize sürekli öğütler veriyorlar. Peki biz istemiyor muyuz? İyi okullarda okumak, ailemiz bizimle hep gurur duysun, kimseye muhtaç olmadan yaşamayı öğrenmeyi biz istemiyor muyuz? Tabi ki istiyoruz

Sınavımız kötü geçtiği an kafamızda “acaba sınıfı geçebilecek miyim?” “acaba evdekiler ne diyecekler?” “ben şimdi ne yapacağım?” diye düşünüyoruz ve bu düşünceler yüzünden bazen yaşadığımızı unutuyoruz. Her gün okula bu tedirginlikle gidip gelmek bütün günün enerjisini alıp gidiyor ve geriye hiçbir şey kalmıyor. Ot gibi yaşıyoruz. Sadece derslerimiz değil aşklarımızda sevgilerimiz de bizi yıpratıyor. Belki daha fazla. Birini görüp beğeniriz çook uzak gelir yaklaşamayız. Sanki bir ona bir adım attıkça o geriye doğru adım atıyor. Düşüncelerimiz itiyor sanki onu. “o beni sevmez ki” “bana bakmaz ki” “onun etrafında ne kızlar/erkekler vardır.” Belki de bu düşünceler yüzünden hayata korkak adımlarla yaklaşıyoruz. Sevgilimizden ayrılınca “yeniden aşık olacak mıyım?” “başkasını öyle sevebilecek miyim ya da sevilecek miyim?”
Hayatın her bir parçasında kendimizin bile bilmediği sorulara cevap arıyoruz. 
NEDEN?
Çünkü biz öyle düşünüyoruz. Ama yanlış düşünüyoruz. Bunlar olabilecek şeyler. Sadece hayat kısa ne zaman öleceğimizin ne kadar yaşayacağımızın garantisi kimse veremez. Bu yüzden hep korkarak yaşıyoruz.
Etrafımızdakilerin ön yargıları umurumuzda olmadan yaşamayı öğrenmeliyiz. Çünkü insanlar anlayamadıkları şeylerle sadece dalga geçmeyi bilirler.
Farkındaysanız hep yapmalıyız etmeliyiz diyorum. Diyorum çünkü bende bilmiyorum nasıl yaşmam gerektiğini. Böyle olması gerekiyor ama bir türlü bende cesaret edemiyorum.
Anı akışına bırakıp yaşamak istiyorum ama düşünmeden de edemiyorum. İyiyi kötüyü aynı terazide tartıp adım atıyorum. Yanlış olduğunu bile bile yapıyorum.
Yaşayarak öğreneceğiz ama bu süreçi de kimseye anlatamıyorum. Anlatamam da. Beni yargılayacaklar ya da anlamayacakları için değil. Daha kendim bile kabul edemiyorum ki onlara anlatayım.
Bence ne kadar az çamura battıysak iyi. Daha yavaş hareketler edip kıyıya çıkabiliriz. Belki o zaman gerçekten mutlu olduğumuz için güleriz.

Hülya Temiz
İyi kötü her türlü yorumlarınızı bekliyoruz J
                         
 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!