Köşe Yazısı: Okul Sendromu


Merhaba arkadaşlar bu sizinle paylaştığım ilk yazım umarım beğenirsiniz. bundan sonra her pazar farklı bir konuyla sizlerle olacağım.

Başımıza ne geliyorsa şu betondan yapılmış olan binalar yüzünden geliyor. Hani “okul” dedikleri bina.Aslında 40 dakika dersler olmasa iyi. Okulda sevdiğim tek şey arkadaş ortamları. Okulda ki arkadaşlarımı ailemden daha çok görüyorum. Bir de sizin içinizi dışınızı biliyorlar. Boş derslerde yapılan dedikodunun ya da sohbetin tadına doyum olmaz.

Şimdi konu arkadaşlardan açılmışken söyleyeyim. Okulda ki arkadaşlar ikiye ayrılıyor
1- Eğlence varsa varız diyenler.
2- Olur da her şey boka sararsa biz yine yanındayız diyenler.
Birinci seçenekteki arkadaşlar sizinle sadece eğlenmek için takılır. Ağlasanız umurunda olmaz. Bir derdinizi anlatmaya çalışsanız dinlemezler bile.

İkinci seçenekteki arkadaşları seçmek istesek de sanki vücudumuz da bir mıknatıs varmış da nerede arkadan vuran,dedikodunuzu yapan varsa onu seçeriz. Bu seçenekte ki arkadaşlar her daim yanınızda olanlardır. Her zaman bizim iyiliğimi düşünürler.

Bulduk mu bırakmamak lazım. 

Gülmek için yüzlerine bakmak yeterli. Bir an da göz göze gelmek bile saatlerce kahkaha atmamız için yeterli bir neden.ağlamak içinde onların ağladığını görmemiz yeterli. Onlar ağlarken sanki vücudumun her yerini kağıtla kesiyorlarmış gibi hissederim. İçim titrer.

Okulda ki teneffüslerin en kötü yanı siz arkadaşlarınızın yanına gidene kadar zil çalmış oluyor. Sınıfta anlatmaya kalkıyorsunuz hooop hoca ensenizde. Ama dersler öyle değil sanki bir gün sürüyor. Bitmek bitmeyen bir kabusmuş gibi. Hafta sonları gelmez oluyor.

Hafta sonu bir geliyor gelişiyle gidişi bir oluyor zaten. Sonra hoop pazartesi. Pazartesini seven birileri varsa onlarda okulda sevdiği kişiyi görecek olanlardır. Onun dışında pazartesi kara listede ve hep öyle kalacak!

Salıya hiç gelmek bile istemiyorum. Salı kadar saçma bir gün yok! Sendromu yok,cumaya yakın bile değil,hafta ortası hiç değil. Ama bir de cumanın,cumartesinin ve pazarın asaletine bak!

Pazartesi günü söylediğimiz istiklal marşı ile Cuma günü söylediğim İstiklal Marşı arasında dağlar kadar fark var.Hayatımızın %90’ni okulda geçmesi yetmiyormuş gibi birde “bu günlere bir daha dönmeyeceksiniz” diyenler var. Bunu söyleyenler ya hiç okula gitmediler ya da onların döneminde okul çok havalı bir yerdi. Çünkü bunun başka açıklaması olamaz. Biz daha birkaç sene önce oyunu kaybedince “ıyy pis hileci” derdik ne ara büyük onu da anlamadım.

Ne ara aşkın ne olduğunu anladık,ne ara sınavlardan düşük alınca ağlamak yerine “neyse yaa daha iki sınav daha var” diye kendimizi avutmayı öğrendik.

Aslında her gün yeni bir olgunluk günaydın diyip iyi geceler diye bitiriyoruz. Sadece farkında değiliz. Belki de zaman hızlı geçmiyordur belki de biz çabuk büyüyoruzdur.

Hayatta ayrı bir okul işte. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Yeni sorumluluklarla karşılaşıyoruz.Bize şuanda “sizin tek sorumluluğunuz dersleriniz” diyorlar ama o kadar değil işte. Yeni insanlar tanıdıkça yeni aileler edinince onlar bizimde sorumluluğumuz altına giriyorlar.

Eve gelince ödevleri yapmam gerekiyor farkındayım ama sadece farkındayım. No icraat. Okul ve dershane yetmezmiş gibi bir de ödevleri yığıyorlar önümüze. Ödev veriyorlar çünkü günde 6-7 saat ders yetmiyor eee birde dershane var onu hiç söylemiyorum bile. Yapmadığımızda da tembel oluyoruz.bize tembel diyen hocanın karnı acıktığında bizi kantine göndermesi de ilginç tabi.

Bir de bazı hocalar var ki “hocam 100 vermezseniz camdan atalarım” deseniz size cevabı “atlarsan yok yazarım” olur. O kadar ciddilerdir. Bu derece disiplinli olan hocalar genelde matematik hocalarıdır. Siz orada kendinizi doğrasanız onlar sorunun cevabını yapmadan size bakmazlar. Zilin çalmasına 1 dakika kaldığını bildikleri halde rahat 3 soru daha çözmeye çalışırlar. Şimdi bazılarınız diyecek ne alaka diye ama öyle biliyorum çünkü benim hocam öyle. Hatta bir çoğu okulda böyle hocalar kesin vardı.

Aslında bence biz öğrenci milletinin tek sorunu o ders masasına oturamamak. Oturabilsek yapamayacağımız şey yoktur. Yani tembel ya da geri zekalı değiliz. Sadece rahatlık bizim için daha ön planda.

- Hülya Temiz
 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!