Kerem Bürsin:"En Büyük Hayalim Hollywood'daki Türk Oyuncu Olmak"

Kerem Bürsin ELLE 2013

Kanal D'de yayınlanan Güneşi Beklerken dizisinde canlandırdığı Kerem Sayer rolü ile dikkatleri üzerine çeken Kerem Bürsin, Burcu Esmersoy'un kapak kızı olduğu Elle Dergisinin Ekim sayısı ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye'de doğup, babasının işleri dolayısı ile önce İskoçya'ya ardından ülke ülke dolaşıp 2000 yılında Teksas'a  yerleşip eğitimi tamamlayann 26 yaşındaki yakışıklı aktörün Elle dergisi ile gerçekleştirdiği röportajından önce çıkan başlıklar şöyle:

Oyunculuğa Başlama Hikayesi Üzerine:
Lisede başladım (Liseyi ve Üniversiteyi Teksas'ta okudu). Oyunculuk yapınca popülaritesinin artıp artmadığı sorulunca" Hayır, okulda asıl sporcu olmak popülerdi. Zaten ben de spor yapıyordum Oyuncu olmak, okuldaki tiyatro faaliyetleriyle ilgilenmek hiç havalı değildi. Gerçi ben oyunculuğa başlayınca insanların hoşuna gitti. Beni daha popüler yaptı mı, yapmadı mı bilmem; ama olumsuz yorum da gelmedi. Neyse okulda son sene bir tiyatro yarışması yapıldı ve yarışmayı ben kazandım. Böylece lisedeki son yılımda karaktere girmek, oyunculuk nedir, ne değildir, öğrenmeye ve araştırmaya başladım. Birazda lisedeki öğretmenim sayesinde oldu. O beni teşvik etti. Bir anda oyunculuk sanatıyla tanıştım. İnsan kurcaladıkça, öğrendikçe daha kaptırıyor, farklı metotları oyuncuları, Çehov,Moliere gibi oyun yazarlarını merak ettim. O noktada oyunculuğun hiç de basit olmadığını anladım. Ve oyunculuğu sevdim. Üniversitede oyunculuk eğimi almaya karar verdim."
Ailesinin Oyuncu Olmasına Bakış Açısı Üzerine:
Özellikle babam çok tedirgindi nedeni ise para kazanamam diye. Tamam "ben bu işi seviyorum, yapacağım" diye tutturuyorsun; ama para kazanmakta önemli. Annem sessiz destekçiydi. Babam "Emin misin oğlum?" derken, annem en uygun üniversite nerede diye araştırmış; onun sayesinde Boston'daki Emerson College'a gittim. Bana "Oyunculuk yaparsan ilgini ne çeker?" diye sordu. Reklamcılık, işletme, pazarlama gibi alanları söyledim çünkü bunlarda hoşuma gidiyordu.
Los Angeles Üzerine:
Los Angeles'ta da çok mutluydum. Ancak diyelim ki "audition" a (oyuncu seçimine) gidiyorum. Amerikalı gibi konuşuyorum ama "Ben Kerem Bürsin" diyorum, herkes şaşırıyor. Türk olmama da şaşırıyorlar. Her seferinde Türkiye muhabbeti başlıyor. Yanlış anlaşılmasın, Türk olmam onlara farklı ve cazip de geliyor. Ama ilk soruları "Peki Türkiye'de ne yaptın? Hangi projelerde rol aldın?" oluyordu. Yok diyorum, ben hep buradaydım. Burada okudum, yaşadım... O anda sihir bozuluyor yani ilgileri azalıyor. Çünkü Los Angeles'ta o kadar çok oyuncu var ki; hepsi yetenekli hepsi yakışıklı. Yedi milyon kişilik sektörden bahsediyorum. Hep farklılık arıyorlar. Yoksa benim de en büyük hayalimdi Hollywood'dadaki Türk oyuncu olmak.
İsmini Değiştirme Fikri Üzerine:
İsmimi değiştirmemi önerdiler. Bunu düşündüm; düşünmedim dersem yalan olur. En basiti, insanlar ismimi nasıl söyleyeceklerini bilemiyorlardı. Yine de böyle bir şey yapmak içime sinmedi. Kendi kendime bir şey yapmak içime sinmedi. Kendi kendime "hayır ben Kerem'im" dedim. O zamanki kız arkadaşımın babası (ki o da çok iyi oyuncudur) bana "İsim oyuncuyu yapmaz, oyuncu ismi yapar demişti. Bu beni çok etkiledi. Ben bir oyuncuyum. İşimi doğru yaparsam ismin önemi yok. Ama sürünmedim değil; o dönem çok süründüm. İnsan korkuyor, bende korktum. Emin miyim bunu istediğime, yeterli miyim, gibi bir dolu soru soruyorsun kendine.
"Ben çok yakışıklı değilim. Neyse ki işim yakışıklı olmak değil. İşim oyuncu olmak"


Türkiye'ye Gelmeye Karar Vermesi Üzerine:
Geçen sene Türkiye'ye gelmiştim. Bu arada Amerika'daki ilk filmimi çektim, başarılı da oldu ama sonra yine durgunluk yaşandı. Kuzenimin düğünü için buradaydım. Akşam uçağa bineceğim, herkes bana "burada kal,endüstrisi gelişiyor,burada oyunculuk yapmayı düşünür müsün?" gibi şeyler söylüyor. Gaye Sökmen'le tanıştım. Onunla konuşunca kalmaya karar verdim. Çünkü sadece iş konusunda değil; genel olarak pek çok konuda düşüncelerimizin aynı olduğunu gördüm. O beni çok iyi anladı, Amerika'da başarılı olmak istediğimi anladı.Türkiye'de kalmam başka açıdan da çok güzel. Her yıl yaz tatillerinde Türkiye'ye geldim ama burada hiç yaşamadım. Bu çok büyük bir fırsat. Henüz çok gencim. Henüz eşim veya çocuklarım yok. Beni Amerika'da (ailem dışında) tutan bir şey yok. Birazda oradaki ortamdan "güzel bir haber gelecek mi?" düşüncelerinden uzaklaşmak istedim. Türkiye'de kalınca en kötü ne olabilir ki? Kendi kendime "başarısız olursam Yeni Zelanda'ya kaçarım, oradaki çocuklara oyunculuk dersi veririm" dedim.
"Bir kadını rahatsız etmek istemem yani rahatsız etmekten çekinirim. Günümüzde maalesef bazı şeyler pek kalmamış. O manada biraz klasik bir insanım."

Nasıl Kadınları Beğendiği Üzerine:
Yaşadığımız dünyada kadınların işi çok zor. Kadınlara çok saygı duyuyorum. Kadınlara değer vermemi, asla el kaldırmamamı, kadınlara kapıyı açmamı, önden gitmelerini beklememi,hepsini babam öğretti. Bana hep "Kadınları sen koruyacaksın" der. Ayakları üzerinde duran kadın, bana çok çekici geliyor. Çünkü biliyorsun ki o sana muhtaç değil. Özgüven de çok önemli. Ukalalıkla karıştırılan öz güvenden bahsetmiyorum. Kadının esprili olması da güzel. Siz kadınlar çok değişik, çok şey yaşayan değerli varlıklarsınız. Böyle bir dünyada kadın olarak başarılı ve güçlü olmak kolay değil.
"Lisedeyken kalbim çok fena kırılmıştı, beni müzik tedavi etti."

Türkiye'de Aşık Olmak İstemesi Üzerine:
Türkiye'de hiç aşık olmadım. İstanbul'da aşık olmayı çok isterim. Burası o kadar romantik bir şehir ki... Teksas'ta aşık oldum; ama orada sadece belirli şeyler yapabiliyorsun, gittiğin yerlerde belli. Burada aşık olmak çok daha güzeldir. Bir sevgiliyle gidecek o kadar çok yer var ki, say say bitmez. İstanbul'a ilk taşındığımda en sevdiğim şey, sabah dörtte sokağa çıkıp yürümekti. O sessizlik, sokakların enerjisi, her yerde tarihi görüyor ve hissediyorsun. Bir kızın elini tutup da bu sokaklarda yürümek ne keyifli olur. Bir de Teksas'a bak... Kıyaslanamaz. Oyunculuk benim için çok önemli. Aşık olacağım insan bunu anlar ki eminim ona bunun için aşık olacağım. Aşkın kariyerimi olumsuz etkileyeceğine inanmıyorum.
    

    
    
    
    

 
Facebook Sayfamız
Bize Ulaşmak mı İstiyorsun?
Şimdi E-Posta Gönder!